Geçen hafta bir veli şunu sordu: "Hocam, kursa mı yazdıralım, özel ders mi aldıralım, yoksa şu koçluk denen şey mi? Üçünü birden kaldıramayız."

Eylül ayının klasik sorusu bu. Okul açıldı, ilk haftanın toz duman hâli oturdu, aileler şimdi bir karar vermeye çalışıyor. Ve karar genelde yanlış yerden başlıyor: "hangisi daha iyi" diye.

Şunu baştan söyleyeyim — ben koçluk yapıyorum, yani bu yazıda tarafsız bir üçüncü kişi değilim. Tam da bu yüzden, koçluğun işe yaramadığı durumları da yazacağım. Çünkü yanlış hizmeti satın alan bir aile, birkaç ay sonra hem parayı hem de daha kıymetli olan zamanı kaybediyor.

Yanlış soru: "Hangisi daha iyi?"

Üçü aynı işi yapmıyor. Birbirinin daha ucuz ya da daha pahalı versiyonu da değiller.

Kaba bir ayrım yapayım: kurs ve özel ders "ne bilmiyor" sorusuna, koçluk "neden yapmıyor" sorusuna çalışıyor. Çocuğunuzun sorunu paydası farklı kesirlerde toplama yapamamaksa, dünyanın en iyi koçu bunu çözmez. Sorun her akşam masaya oturmayı iki saat ertelemekse, haftada altı saat ek matematik dersi de çözmez.

O yüzden doğru soru şu: Bu çocuk bilmediği için mi yapamıyor, yoksa bildiğini de yapamadığı için mi?

Bu ayrımı yapmanın en pratik yolu şu: çocuğunuza yanlış yaptığı bir soruyu, sınav bittikten sonra sakin kafayla yeniden çözdürün. Çözebiliyorsa sorun bilgi değil. Çözemiyorsa sorun bilgi.

Kurs: Kalabalıkla birlikte ilerlemek

Kursun asıl gücü program disiplini. Belirli gün, belirli saat, belirli müfredat. Evde kurulamayan düzeni dışarıdan kuruyor ve çoğu çocuk için bu tek başına değerli.

En büyük avantajı maliyet. Burada çoğu velinin atladığı bir şey var: MEB'in Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) ücretsiz ve okulun kendi öğretmenleriyle yapılıyor. 2026-2027 kursları eylül başında başladı, haziran ortasına kadar sürüyor, başvuru e-kurs.meb.gov.tr üzerinden. Bütçesi sıkışık aileler için ilk bakılacak yer burası — ve dürüst olmak gerekirse, ücretli bir kursa yazdırmadan önce çocuğun okuldaki DYK'ya düzenli gidip gitmediğine bakmakta fayda var.

Kursun zayıf tarafı: sınıf hızında ilerler, çocuğunuzun hızında değil. Sınıfın ortalaması konuyu anladıysa konu biter. Anlamayan çocuk, anlamadığını söylemediği sürece görünmez kalır — ve 8. sınıfta çok az çocuk 20 kişinin önünde "ben anlamadım" der.

Özel ders: Tek bir deliği kapatmanın en hızlı yolu

Özel ders, belirli ve dar bir eksik için en verimli araç. "Matematikte üslü sayılardan sonrası kopmuş" gibi bir teşhis varsa, birkaç haftalık hedefli özel ders o deliği kapatır.

Zayıf tarafı ikili. Birincisi, saat başı maliyeti en yüksek seçenek olduğu için genelde tek derse sıkıştırılıyor ve diğer derslerin eksiği büyümeye devam ediyor. İkincisi — ve bunu sahada çok görüyorum — özel ders bazen çocuğa çalışmış olma hissi veriyor. Hafta içi üç saat özel ders alan bir öğrenci, kendi başına tek bir soru çözmeden "bu hafta çok çalıştım" diyebiliyor. Oysa öğrenme, anlatılanı dinlerken değil, tek başına soru çözerken pekişiyor.

Koçluk: İçerik değil, sistem

Şimdi kendi işimi anlatayım, abartmadan.

Öğrenci koçluğu konu anlatmaz. Ben seansta matematik anlatmıyorum. Yaptığım şey şu: haftalık planın kurulması, planın tutulup tutulmadığının takibi, deneme sonuçlarının veriyle okunması, çalışma yönteminin düzeltilmesi ve — psikolojik danışmanlık ve rehberlik eğitiminin en çok işe yaradığı yer — kaygı, erteleme, motivasyon gibi görünmez engellerin çözülmesi.

Koçluğun işe yaradığı tipik profil şu: kapasitesi var, çalışıyor gibi görünüyor, ama netleri yerinde sayıyor. Bu tabloyu ayrı bir yazıda daha ayrıntılı anlattım. Ya da tersi: zeki ama hiç başlamıyor, her akşam bir pazarlık konusu.

Şimdi rahatsız edici kısmı. Koçluğun işe yaramadığı durumlar da var:

Nasıl işlediğini merak ediyorsanız koçluk sürecinin haftalık akışını burada yazdım.

Üçü rakip değil, üçü farklı katman

Pratikte en çok işe yarayan kombinasyonlar şunlar:

Eksiği çok, düzeni yok: Önce kurs (mümkünse ücretsiz DYK), ardından koçluk. Sıralama önemli — düzen kurulmadan eklenen üçüncü bir ders, çocuğun üstüne yük biner.

Eksiği tek derste, düzeni var: Özel ders yeter. Koçluk eklemek gereksiz masraf olur ve bunu söylemekten çekinmiyorum.

Eksiği az, düzeni yok: Doğrudan koçluk. Bu, koçluğun en net karşılık verdiği profil.

Üçü birden: Nadiren doğru karar. Haftası dolan bir 8. sınıf öğrencisinin kendi başına soru çözecek zamanı kalmıyor — ki asıl netleri o zaman artırıyor.

Parayı nereye koymalı?

Rakam vermeyeceğim, çünkü şehre, kuruma ve kapsama göre değişiyor ve ücretlerin neye göre değiştiğini ayrı bir yazıda anlatmıştım. Ama bir sıralama önerebilirim.

Bütçe sınırlıysa: önce ücretsiz DYK'yı sonuna kadar kullanın. Sonra en büyük tek eksiğe yönelik hedefli destek. Düzen sorunu hâlâ duruyorsa ve çocuk çalışmak istiyor ama tutturamıyorsa, üçüncü adım koçluk.

Bütçe sınırlı değilse bile aynı sıralama geçerli — sadece adımlar arasında daha az beklersiniz.

Seçimi yaparken kime emanet ettiğinize dikkat edin. Koçluk için ulusal bir meslek standardı var, ama öğrenci koçluğu yapmak için zorunlu tutulan bir diploma yok. Yani "koç" etiketi tek başına size hiçbir şey söylemiyor. Koç seçerken nelere bakılacağını ayrıca yazdım.

Sonuç: Önce teşhis, sonra hizmet

Üç seçenekten hangisinin daha iyi olduğunu soran her veliye aynı şeyi söylüyorum: bu soru, ilacı seçmeden önce hastalığı atlamak gibi.

Bu hafta yapabileceğiniz en faydalı şey bir şey satın almak değil — çocuğunuzun son iki deneme sonucuna bakıp şu ayrımı yapmak: bilmediği için mi kaybediyor, bildiğini yapamadığı için mi? Cevap size hangi kapıyı çalacağınızı söyler.

Ve hiçbir kapı, her çocuk için aynı kapı değil. Size garanti veren bir yer varsa, bir adım geri atın.