"İlk deneme sonucu geldi. 46 net. Bu iyi mi, kötü mü?"
Bu soruyu ekim ayında neredeyse her veliden duyuyorum. Dürüst cevabım şu: bilmiyorum. Ve bunu bilen başka biri de yok.
Yanlış anlaşılmasın, sayıyı küçümsemiyorum. Ama yılın ilk denemesinden çıkan net, tek başına neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Bu yazıda neyin söylediğini anlatacağım — elinizdeki o kâğıttan bu akşam gerçekten ne öğrenebileceğinizi.
Tek nokta çizgi oluşturmaz
İlk denemenin neti bir ölçüm değil, bir başlangıç noktası. Kıyaslayabileceğiniz ikinci bir nokta henüz yok.
Üstelik ekim başında müfredatın büyük kısmı işlenmemiş durumda. Deneme sınavı yılın tamamını kapsıyor; çocuğunuz daha görmediği konulardan soru çözüyor. 46 net, "46 netlik öğrenci" demek değil — "bugüne kadar işlenenlerden ve bir miktar tahminden 46 çıktı" demek.
Asıl bilgi ikinci denemeden sonra başlıyor, üçüncüden sonra eğilim görünür hâle geliyor. Bu yüzden ilk sonucu bir yere not edin ve orada bırakın. Netleri art arda kaydedip eğrisini görmek isterseniz deneme takip aracını kullanabilirsiniz; tam da bunun için yaptım.
Nete değil, yanlışın cinsine bakın
Bu yazının özeti tek cümlede: 46 netin içinde ne olduğu, 46 olmasından önemli.
Akşam oturun ve yanlış yapılan her sorunun yanına tek kelime yazın:
- konu — soruyu çözmek için gereken bilgi yoktu
- dikkat — bilgi vardı, işlem ya da okuma hatası oldu
- süre — soruya yeterince bakılamadı, atlandı veya tahmin edildi
Üç kelime, o kadar. On dakika sürer. Sonra sayın: hangisi ağır basıyor?
Bu ayrımı yapmak zorunlu, çünkü üçünün çözümü birbirinden tamamen farklı. Konu eksiğinin çözümü o konuyu baştan çalışmak. Dikkat hatasının çözümü soru çözerken yavaşlamak ve işlemi kâğıda yazmak. Süre sorununun çözümü ise bilgiyle hiç ilgili değil — deneme sırasında soru seçmeyi öğrenmek.
Bu üçünü ayırmadan "daha çok soru çöz" demek, en sık verilen ve en az işe yarayan tavsiye. Dikkat hatası yapan bir çocuk daha çok soru çözdüğünde yalnızca daha çok dikkat hatası yapar.
Boşlara da bakın, yanlışlardan çok şey söylerler
LGS'de üç yanlış bir doğruyu götürüyor. Bu yüzden "emin değilsen boş bırak" tavsiyesi yaygın, ve çoğu zaman da doğru.
Ama aşırı boş kendi başına bir sinyal. 20 soruluk matematikte 11 soru boş bırakan bir çocuk genellikle bilmediği için değil, yanlış yapmaktan korktuğu için bırakıyor. Bu bir bilgi sorunu değil, güven sorunu — ve çözümü konu çalışmak değil.
Tersi de var: hiç boş bırakmayan, her soruya bir şey işaretleyen çocuk. O da farkında olmadan net kaybediyor, üstelik hangi soruyu gerçekten bildiğini de göremiyor.
Doğru, yanlış ve boş sayılarına birlikte bakın. Tek tek hesaplamak isterseniz LGS net hesaplama aracı ders ders dökümü veriyor.
Sonuç kâğıdında yazmayan asıl bilgi: süre
Hiçbir deneme sonucunda yazmayan ama en çok şey anlatan veri şu: son on soruya kaç dakika kalmıştı?
İlk denemelerde en sık gördüğüm tablo, çocuğun ilk bölümde fazla oyalanıp son bölüme yetişememesi. Netlerdeki düşüşün sebebi bilgi eksikliği değil, sıralama. Bu, bir hafta içinde düzelebilecek bir şey — ama ancak fark edilirse.
Tek soru yeter: "Süren yetti mi, nerede sıkıştın?"
Kapıdan girdiğinde ilk cümleniz ne olacak?
Burada PDR tarafım konuşuyor ve dürüst olmak gerekirse bu bölüm yukarıdaki teknik kısımdan daha önemli olabilir.
Çocuk denemeden eve geldiğinde duyduğu ilk cümle çoğu evde aynı: "Kaç net yaptın?"
Masum bir soru gibi duruyor. Ama bir şey öğretiyor: bu evde ölçü sayıdır. Birkaç deneme sonra çocuk sonucu geciktirmeye, yuvarlamaya, bazen kâğıdı "okulda unutmaya" başlıyor. Bu noktaya gelmiş çok aile gördüm, ve oraya varan yol hemen her seferinde aynı cümleyle başlamıştı.
Yerine önerdiğim cümle: "Nasıl geçti? Zorlandığın yer neresiydi?"
Fark küçük görünüyor; değil. İlki sonucu soruyor, ikincisi süreci. Ve çocuk süreç sorulduğunda size doğruyu söylüyor — çünkü doğruyu söylemenin bir bedeli olmuyor.
Netleri konuşmak için de bir an var elbette. Ama o an kapının önü değil; akşam, herkes sakinken, kâğıt masada açıkken.
Kötü bir ilk sonuç bazen iyi haberdir
Şimdi biraz rahatsız edici bir şey söyleyeceğim: ekim ayında yüksek çıkan net, bazen düşük çıkandan daha riskli.
Yüksek net rahatlatıyor. Rahatlayan öğrenci tempoyu düşürüyor; ocakta konular ağırlaşıp netler gerilediğinde de bunu anlamlandıramıyor, çünkü kendini iyi durumda sanıyordu.
Düşük net ise erken uyarı. Sınava sekiz aydan fazla var — düzeni kurmak için fazlasıyla yeterli. Bu yılın gerçek riski düşük net değil, geç fark edilen boşluk.
Bu arada: ilk denemeden sonra akla gelen "bu kaç puan eder, hangi liseye yeter" sorusunun ekim ayında sağlıklı bir cevabı yok. Nedenini puan hesaplama siteleri üzerine yazdığım yazıda anlattım.
İkinci denemeye kadar tek bir şey seçin
Analiz bitince genellikle beş altı eksik çıkıyor ortaya. Hepsine aynı anda saldırmak, hiçbirini çözmemekle aynı kapıya çıkıyor — hem çocuğu boğuyor, hem de sonunda neyin işe yaradığını anlayamıyorsunuz.
Bir tane seçin. En çok net kaybettiren ve en kolay düzelen hangisiyse o. Deneyimime göre bu genelde "dikkat" oluyor, çünkü orada bilgi zaten var; eksik olan yöntem.
İki hafta sonraki denemede yalnızca o tek kaleme bakın. Değiştiyse yöntem işliyor, sıradakine geçersiniz. Değişmediyse yöntem değil teşhis yanlıştı — geri dönüp yanlışları yeniden sınıflandırın.
Netlerin neden bir türlü hareket etmediğini daha ayrıntılı okumak isterseniz çalıştığı hâlde netleri artmayan öğrenciler ve netleri artıran çalışma sistemi yazıları bu konuyu derinleştiriyor.
Sonuç: ilk deneme bir ölçüm değil, bir fotoğraf
Elinizdeki kâğıt çocuğunuzun seviyesini göstermiyor. Ekim ayının bir anını gösteriyor — hangi konular oturmuş, hangi alışkanlıklar yerleşmiş, sınav anında nasıl davranıyor.
Sayıya takılmak kolay, çünkü tek ve net. Ama sekiz ay sonrasını belirleyecek olan o sayı değil, bu akşam o kâğıda nasıl baktığınız. Yanlışları üçe ayırın, boşlara bakın, süreyi sorun, bir tek şey seçin — ve sonraki denemeyi bekleyin.
Bir de şunu unutmayın: bu analizi çocuğunuzla birlikte yapmanız, sizin yapıp sonucu ona anlatmanızdan çok daha fazla işe yarıyor. Kendi yanlışını kendi sınıflandıran öğrenci, bir sonraki denemede o hatayı yaparken fark ediyor.