"Hocam şu an kırtasiyedeyim, hangi soru bankasını alalım?"

Ağustosun son haftasında telefonuma en çok düşen mesaj bu. Genelde arka planda kalabalık bir dükkân sesi oluyor, veli de rafın önünde kararsız duruyor.

Cevabım her seferinde aynı: sorunun kendisi yanlış. "Hangi yayın" sorusunun anlamlı bir cevabı yok — aynı kitap bir çocuğu ilerletirken diğerini yıldırabiliyor. Doğru sorular şunlar: kaç kaynak, hangi sırayla, ne zaman ve nasıl kullanılacak.

Bu yazıda o soruların cevabını veriyorum. Yayın adı vermiyorum — bilerek. Bir kaynağı iyi yapan şey kapağındaki isim değil, çocuğunuzun seviyesine oturması ve gerçekten bitirilmesi.

1. Bir derse bir kaynak — gerisi raf süsü

Velilerin ağustos-eylülde yaptığı en pahalı hata bu: aynı derse iki, bazen üç soru bankası almak. Gerekçe hep iyi niyetli — "biri yetmezse diğeri olsun."

Ama pratikte olan şu: her kitabın ilk kırk sayfası çözülüyor, hiçbiri bitmiyor. Çocuk hangi kitaptan devam edeceğini bilemiyor, masadaki yığın da her gün ona "geri kaldın" diye bakıyor. Bu, motivasyon değil suçluluk üretiyor.

Ders başına bir soru bankası. Matematik ve fen için gerekirse yanına bir konu anlatımlı. Toplamda beş-altı kitap, bir öğrencinin yıl boyunca gerçekten bitirebileceği üst sınır civarında.

İkinci kaynak, birincisi bittiğinde alınır. Yılın ortasında ihtiyaç ortaya çıkarsa alırsınız — o zaman da neyi eksik aradığınızı biliyor olursunuz. Ağustosta bilmiyorsunuz.

2. Okul ve kurs ne veriyor, önce onu öğrenin

Ağustos yazısında kaynak alışverişini eylüle bırakın demiştim; sebebini burada açayım.

Okullar 14 Eylül'de açılıyor. İlk hafta içinde çocuğunuzun eline okulun dağıttığı ya da önerdiği kaynaklar geçecek. Bir kursa veya etüde gidiyorsa oradan da ayrı bir set gelecek. Bunları görmeden alışveriş yapmak, aynı soruların üçüncü kopyasına para vermek anlamına geliyor.

Yapılacak şey basit: eylülün ilk haftasını bekleyin. Elinize gelenleri masaya dizin, aynı işi gören kitapları ayıklayın, kalan boşluğa göre alışveriş yapın. Bu bir hafta gecikme size yıl boyunca kullanılacak temiz bir masa kazandırıyor.

3. Konu anlatımlı mı, soru bankası mı?

Bu ikisi farklı işler için var ve karıştırıldıklarında çocuk boşuna yoruluyor.

Ayrımı yapmanın somut bir yolu var. Çocuğunuzun okulda işlediği bir konudan on soru çözdürün. Kendi başına, bakmadan.

Dörtten az doğru çıkıyorsa sorun soru eksikliği değil, konunun oturmamış olması — o derste konu anlatımlı bir kaynağa ihtiyaç var. Yedi-sekiz doğru çıkıyor ama süre uzuyor ya da dikkat hataları varsa konu tamam, eksik olan tekrar; orada soru bankası doğru araç.

Çoğu evde matematik ve fen birinci gruba, Türkçe ve sosyal ikinciye giriyor. Ama bunu varsaymayın, ölçün. On soru on beş dakika alır ve size kırtasiyede kırk dakikada alınacak karardan daha isabetli bir yol gösterir.

4. Zorluk seviyesi: kapaktaki iddiaya değil, çocuğun yüzüne bakın

Kaynakların "zorlayıcı", "üst düzey", "yeni nesil" gibi ifadeleri büyük ölçüde pazarlama dili. Bir kitabın çocuğunuza uygun olup olmadığının tek gerçek ölçüsü var: bir bölümün ilk on sorusunda çocuk yüzde altmış-yetmiş civarı yapabiliyor mu?

Yapabiliyorsa seviye doğru. Çözerken zorlanıyor ama çözebiliyor — öğrenmenin olduğu yer tam burası.

Yüzde otuzlarda kalıyorsa kitap ondan ileri seviyede. Bu durumda çocuk çalışmayı bırakmıyor sadece, kendisi hakkında bir hüküm veriyor: "ben matematikçi değilim." O cümleyi geri almak, bir kitabı değiştirmekten çok daha zor.

Neredeyse hepsini yapıyorsa da kitap kolay geliyor demektir; süre harcanıyor, ilerleme olmuyor.

Dürüst olmak gerekirse bu testi kırtasiyede yapmak mümkün. Kitabı açıp çocuğa iki üç soru gösterin. Onunla birlikte gitmenizin tek sebebi de bu zaten.

5. Denemeler eylülde başlamaz

Eylülde deneme kitabı almak, ekimde her hafta genel deneme çözdürmek yaygın bir refleks. Erken deneme ölçmez, yıldırır.

Sebebi teknik: eylül-ekimde 8. sınıf konularının çoğu daha işlenmemiş oluyor. Çocuk denemede karşılaştığı soruların önemli bir kısmını konuyu görmediği için yapamıyor, ama sonucu "ben yapamıyorum" diye okuyor. Ölçüm yanlış olduğu gibi, bıraktığı iz de yanlış.

Makul sıra şöyle: kasım civarında konu bazlı branş denemeleri — sadece işlenmiş konulardan. Genel denemeler ikinci dönemin başında. Sıklık da haftada bir genel denemeyi geçmesin; asıl iş denemeyi çözmekte değil, sonrasındaki analizde.

6. Dijital kaynaklar ve çözüm videoları

Neredeyse her soru bankasının karekodlu çözüm videosu var artık. Faydalı bir imkân, ama bir yan etkisi de var: çocuk sıkıştığı anda videoya bakmaya alışıyor ve soruyla tek başına kalma süresi giderek kısalıyor.

Evde uyguladığımız kural şu: bir soruya en az üç dakika kendi başına dayanmadan çözüme bakılmıyor. Bakılan soru işaretleniyor ve bir hafta sonra tekrar çözülüyor. Bakarak anlamak ile kendi başına çözebilmek arasındaki farkı gösteren tek şey bu ikinci deneme.

Tablet ya da telefon üzerinden çalışılan uygulamalarda ise tek uyarım şu: aynı cihazda bildirimler açıksa o çalışma saati kâğıt üzerindeki yarım saatten daha verimsiz geçiyor.

7. Kaynağı bitirmek diye bir hedef yoktur — yanlış defteri vardır

Kaynak seçiminin en çok atlanan kısmı burası. Çocuklar bir soru bankasını "bitirmeyi" hedef sanıyor, sayfa sayısı ilerledikçe de çalıştığını düşünüyor.

Oysa bir soru bankasının değeri çözülen sorularda değil, yanlış yapılanların ne olduğunda. Yanlışlar bir deftere alınmıyorsa aynı hata mart ayında da aynı şekilde tekrarlanıyor. Çalıştığı hâlde netleri artmayan öğrencilerin arkasında çoğu zaman tam olarak bu var: bol soru, sıfır geri dönüş.

Basit bir sistem yeter. Yanlış yapılan soru deftere yazılmıyor, sadece kitapta işaretleniyor ve sebebi tek kelimeyle not ediliyor: "konu", "dikkat", "süre". Hafta sonunda o işaretli sorulara dönülüyor. Üç haftada bir de hangi sebebin ağır bastığına bakılıyor — çünkü konu eksiği ile dikkat hatası tamamen farklı iki çözüm istiyor.

Bu sistem kurulduğunda hangi yayını aldığınız gerçekten önemsizleşiyor. Netleri artıran şey kaynak değil, kaynağın etrafındaki düzen.

Sonuç: İyi kaynak, bitirilen kaynaktır

Kırtasiyede geçireceğiniz kırk dakika, yıl boyunca alacağınız kararların en küçüğü. Buna rağmen en çok kaygı üreten karar olması, çözümü satın alınabilir bir şeyde arama isteğimizden.

Özetlersem: eylülün ilk haftasını bekleyin, ders başına tek kaynak alın, seviyeyi on soruyla ölçün, denemeleri kasıma bırakın ve yanlış defterini ilk günden kurun.

Rafındaki üç soru bankasından hiçbirini bitirememiş bir öğrenciyle, tek kitabını sonuna kadar götürmüş bir öğrenci arasındaki fark, haziranda net cinsinden görülüyor. Ve bu fark, hangi yayının alındığıyla ilgili değil.