Geçen yıl bir veli bana şunu söylemişti: "Eylülde çok iyi başladık. Program yaptık, masayı düzenledik, hatta ödül sistemi kurduk. Üçüncü haftada her şey eski hâline döndü."
Bu cümleyi her yıl duyuyorum, hep aynı haftada. Çünkü sorun başlangıçta değil, başlangıcın kaldıramayacağı kadar ağır kurulmasında.
Okullar 14 Eylül Pazartesi açıldı. Önümüzde 22 Ocak'a kadar süren bir dönem var ve bu dönemin ilk ayı, kalan sekiz ayın nasıl geçeceğini fazlasıyla belirliyor. Bu yazıda o ilk ayda gerçekten kurulması gereken şeyi anlatıyorum — bir program tablosu değil, bir rutin.
Program değil rutin: aradaki fark neden önemli?
Program, hangi gün hangi dersin çalışılacağını gösteren bir tablodur. Rutin ise çocuğun düşünmeden yaptığı şeydir.
Eylülde kurulan çoğu program duvarda kalıyor çünkü karar gerektiriyor. Her akşam "şimdi oturayım mı, biraz sonra mı, hangi dersten başlasam" sorusunun cevaplanması gerekiyor ve bu sorular günde birkaç kez enerji tüketiyor. Rutin bu soruları ortadan kaldırıyor: saat belli, yer belli, ilk yapılacak iş belli.
Dürüst olmak gerekirse ilk ayda çocuğun kaç saat çalıştığı ikinci derecede önemli. Asıl mesele, çalışmanın günün otomatik bir parçası hâline gelip gelmediği. Ekim ortasında hâlâ "bugün çalıştın mı" diye sormak zorunda kalıyorsanız, rutin kurulmamış demektir.
Sabit saat, kısa süre
İlk ayda işe yarayan tek kural şu: her gün aynı saatte, kaldırabileceğinden az.
Çoğu ailenin yaptığı tam tersi. Eylülün ilk haftasında günde üç saat çalışma kararı alınıyor, çocuk iki gün taşıyor, üçüncü gün taşıyamıyor, dördüncü gün hiç oturmuyor. Sonra da "işte yine olmadı" duygusu yerleşiyor — ki bu duygu, kaybedilen üç saatten çok daha pahalı.
Somut öneri: ilk iki hafta günde 45–60 dakika, hafta içi beş gün, hep aynı saatte. Az geliyor olabilir. Amaç bu aşamada müfredat yetiştirmek değil, saati oturtmak. Üçüncü haftadan itibaren süreyi 15'er dakika artırabilirsiniz; artışı çocuğun kendisi talep ederse çok daha sağlam olur.
Saatin nereye konacağı da önemli. Okuldan gelir gelmez oturtmak çoğu çocukta işe yaramıyor — beyin hâlâ okuldaki uyaranı sindiriyor. Bir saatlik gerçek bir ara (yemek, dinlenme, mümkünse dışarı çıkma) sonrasında başlayan çalışma, aynı sürede belirgin şekilde daha verimli oluyor.
Bir uyarı: dershane, kurs veya etüt varsa o saatleri "çalışma" hanesine yazmayın. Ders dinlemek ayrı, tek başına soru çözmek ayrı bir iş. Haftası dolu görünen ama tek başına hiç oturmayan öğrenci, ilk denemede bunun bedelini ödüyor.
Haftalık iskelet: dört ders, iki tekrar, bir deneme
İlk ay için karmaşık bir plana gerek yok. Şu iskelet çoğu öğrencide çalışıyor:
- Hafta içi dört gün: o hafta okulda işlenen konudan soru çözümü. Okulla aynı hizada gitmek, ilk dönemin en büyük avantajı.
- Hafta içi bir gün: geçen haftanın yanlışlarına dönüş. Yeni konu yok, sadece hatalar.
- Hafta sonu bir oturum: o haftanın toplu tekrarı ve mümkünse bir branş denemesi.
Genel deneme sınavlarına eylülde başlamak şart değil. 8. sınıf müfredatının önemli kısmı henüz işlenmemişken alınan düşük net, öğrenciye bilgi vermiyor — sadece moral bozuyor. Ekim ortasından itibaren ayda bir genel deneme yeterli; asıl ölçüm aracı bu dönemde branş denemeleri.
Bir de şu var: dönemin ilk yazılıları kasım ayında, ilk ara tatil ise 16–20 Kasım'da. Yani eylülde kurduğunuz düzenin ilk gerçek sınavı yaklaşık iki ay sonra geliyor. Bu iki ayı "hazırlık dönemi" olarak görmek, hem çocuğun üzerindeki baskıyı azaltıyor hem de sizin sabrınızı uzatıyor.
Konu bazlı çalışma düzenini daha ayrıntılı kurmak isterseniz, 8. sınıfta hangi dersin nasıl çalışılacağını ayrı bir yazıda anlatmıştım.
Kaynak yığını yerine iki kaynak
Eylül, kırtasiyeden torbalarla kitap gelen ay. Bunun rutinle doğrudan ilgisi var: masasında sekiz farklı soru bankası duran bir çocuk, her oturuşunda "hangisinden çözsem" sorusuyla karşılaşıyor.
Ders başına bir soru bankası ve bir deneme kaynağı yeterli. Fazlası, çalışma başlamadan önce verilmesi gereken bir karar daha demek. Kaynak seçiminde nelere bakılacağını ağustos sonunda ayrıntılı yazmıştım; özeti şu: az kaynağın bitirilmesi, çok kaynağın karıştırılmasından üstün.
Hata defteri: ilk aydan başlarsa işe yarıyor
İlk ayda kurulacak ikinci alışkanlık, yanlış yapılan soruların bir yerde toplanması. Defter olması şart değil — fotoğraf klasörü de olur, kitabın üzerine işaret de.
Önemli olan tek şey, haftada bir kez o yanlışlara geri dönülmesi. Bunu ocak ayında başlatmaya çalışan öğrenciler genelde başaramıyor, çünkü o noktada birikmiş yanlış sayısı ürkütücü hâle geliyor. Eylülde başlatıldığında haftada on beş dakikalık bir işe dönüşüyor.
Uykuyu rutinin parçası sayın
Bu, velilerin en çok atladığı kısım. Yaz boyunca gece bir–ikiye kadar uyanık kalan bir çocuğun uyku düzeni kendiliğinden okula uymuyor; ortalama iki–üç hafta sürüyor ve bu süre boyunca çocuk derste yorgun, akşam çalışmasında verimsiz oluyor.
Eylülde yapılabilecek en yüksek getirili müdahale, yatış saatini her gün 15 dakika öne çekmek ve hafta sonu bunu bozmamak. Kulağa çalışmayla ilgisiz geliyor ama ilk ayda netleri en çok etkileyen değişken bu — dikkat süresi doğrudan uykuya bağlı.
Velinin ilk aydaki rolü: kurucu, denetçi değil
İlk ay velinin en fazla dahil olması gereken ay. Ama dahil olmak, kontrol etmek değil.
İşe yarayan yaklaşım şu: rutini birlikte kurun, sonra uygulamasını çocuğa bırakın. "Saat kaçta oturuyoruz" sorusunu birlikte cevaplayın; "oturdun mu" sorusunu günde üç kez sormayın. Sorumluluğun kimde olduğunu gösteren şey, hatırlatmanın kimden geldiği.
İlk ayda aksama olacak. Olmaması beklenmiyor. Aksadığı gün yapılacak şey, o günü kapatıp ertesi gün aynı saatte devam etmek — geçmiş günü telafi etmeye çalışmak değil. Telafi mantığı, iki gün kaçırmış bir çocuğu üçüncü gün tamamen kaçırmaya götürüyor.
Sorumluluk almakta zorlanan bir çocukla bu süreci kurmak ayrı bir mesele; ödev ve sorumluluk konusunu ayrıntılı ele aldığım bir yazı var.
Sonuç: Ekim'de değerlendireceğiniz şey netler değil, süreklilik
İlk ayın sonunda kendinize soracağınız soru "kaç net yaptı" olmamalı. Doğru soru şu: son iki haftada, hatırlatılmadan kaç gün oturdu?
Bu sayı üçün üzerindeyse rutin kurulmuş demektir, gerisi zamanla gelir. Sıfıra yakınsa program sorunu değil, kurulum sorunu var — ve bunu ekimde düzeltmek şubatta düzeltmekten çok daha kolay.
LGS 2027 sınav tarihi MEB tarafından henüz açıklanmadı. Ortalıkta dolaşan tarihler tahmin; açıklandığında buradan da duyuracağım. Ama tarihin ne olduğu, önümüzdeki dört ayda kurulacak düzeni değiştirmiyor.